Sehiv secdesi, namaz kılarken yanılma veya unutma sonucu bir vacibin terk edilmesi ya da fazladan bir şey yapılması durumunda, namazın sonunda yapılan telafi secdesidir. "Sehiv" kelimesi Arapçada "unutma, yanılma" anlamına gelir.
Dayanağı: Zü'l-Yedeyn Hadisesi
Sehiv secdesinin meşruiyeti, Sahih Buhârî'de yer alan meşhur bir olaya dayanır: Peygamberimiz (s.a.v.) bir ikindi namazını yanılarak iki rekâtta selam vererek bitirmiş; Zü'l-Yedeyn lakaplı bir sahâbî "Namaz mı kısaldı, yoksa unuttunuz mu?" diye sormuş. Durumu hatırlayan Peygamberimiz, eksik kalan iki rekâtı tamamlamış, selam vermiş ve ardından iki secde (sehiv secdesi) yapmıştır.
Kaynak: Sahih Buhârî, Kitâbü's-Sehv, 1229.
Sehiv Secdesini Gerektiren Durumlar
- Namazın bir vacibinin (ör. bir tesbihin, kunut duasının) unutularak terk edilmesi
- Bir rüknün yanlışlıkla geciktirilmesi veya sırasının karışması
- Fazladan bir rükün (ör. ekstra rekât, ekstra secde) eklenmesi
- Namaz içinde rekât sayısında şüpheye düşülmesi
Farz bir rüknün (ör. bir rekâtın tamamen) unutulması durumunda sehiv secdesi yeterli olmayabilir; bu tür durumlarda mezhepler arası farklı hükümler vardır.
Yapılışı (Hanefi Mezhebine Göre)
- Namazın son oturuşunda (ka'de-i ahîre) tahiyyat okunur.
- Sağa ve sola selam verilerek namaz normal şekilde bitirilir.
- Selam sonrası tekbir alınarak iki secde yapılır (sehiv secdesi).
- Tekrar oturulur, tahiyyat (ve varsa salli-bârik, rabbenâ duaları) okunur.
- Tekrar sağa ve sola selam verilerek namaz tamamlanır.
Şâfiî mezhebinde sehiv secdesi selamdan önce yapılır. Bu, mezhepler arası farklılık gösteren bir uygulama ayrıntısıdır.