Müfessirler bu ayeti, Peygamberimize (s.a.v.) vahiy ve peygamberlik yükünü taşıyabilmesi için verilen manevi genişlik ve ferahlık (şerh-i sadr) olarak açıklar — kalbin hakikati kabule ve zorluklara sabra açılması anlamındadır.
2
وَوَضَعْنَا عَنكَ وِزْرَكَ
Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?
"Vizr" (yük) kelimesi burada Peygamberimizin (s.a.v.) risalet göreviyle birlikte taşıdığı ağır sorumluluğu ve manevi yükü ifade eder; müfessirler bu ayeti, Allah'ın bu yükü hafifletip taşınabilir kıldığı şeklinde açıklar.
3
ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهْرَكَ
Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?
4
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ
Senin şanını yükseltmedik mi?
5
فَإِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا
Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır.
Sûrenin en çok bilinen mesajı burada başlar: zorluk ve kolaylığın birlikte, iç içe var olduğu vurgusu. Bu ifade, ayet 6'da aynen tekrarlanarak pekiştirilir.
6
إِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا
Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
Aynı müjdenin ikinci kez tekrarlanması, müfessirlerce vurgu ve pekiştirme (te'kid) sanatı olarak açıklanır — bazı âlimler bunu "bir güçlüğün iki kolaylıkla birlikte anılması" şeklinde de yorumlamıştır.
Arapça metin: quran.com üzerinden alınmıştır (Uthmani hat). Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı çevirisi, Tanzil Project üzerinden, ticari olmayan kullanım şartlarına uygun olarak alınmıştır. Meal, ayetin birebir karşılığı değil bir çeviri denemesidir; hüküm çıkarmak için tefsir kaynaklarına başvurulmalıdır.