Kur'an'daki Temel

"Esmâ-ül hüsnâ" tabiri doğrudan Kur'an'dan gelir ve dört ayette geçer (A'râf 7:180; İsrâ 17:110; Tâhâ 20:8; Haşr 59:24). Bunlardan biri şöyledir:

وَلِلَّهِ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ فَٱدْعُوهُ بِهَا ۖ وَذَرُوا۟ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ أَسْمَـٰٓئِهِۦ ۚ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

"En güzel isimler Allah'ındır, O'na o isimlerle dua edin, O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın." (A'râf, 7:180 — Diyanet İşleri meali)

Kur'an bu ayetlerde bir sayı vermez; yalnızca en güzel isimlerin Allah'a ait olduğunu ve O'na bu isimlerle dua edilmesini bildirir. Doksan dokuz sayısı ise hadisten gelir.

Sayı ve Liste: Aradaki Önemli Fark

Bu konuda çoğu kaynakta birlikte sunulan iki ayrı bilginin sıhhat durumu aynı değildir. Bu ayrımı bilmek, konuyu doğru anlamak için gereklidir.

1. "Doksan dokuz isim" bilgisi — sahih

Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edilen hadis şöyledir: "Allah'ın doksan dokuz — yüzden bir eksik — ismi vardır; kim onları ihsâ ederse cennete girer." Bu rivayet hem Buhârî'de hem Müslim'de yer alır, yani müttefekun aleyhtir (Buhârî 2736; Müslim 2677). Ancak dikkat edilmesi gereken nokta şudur: bu sahih rivayette isimlerin kendisi sayılmaz.

2. İsimlerin listesi — zayıf

Aşağıda yer alan doksan dokuz ismin sıralı listesi, Tirmizî'nin Kitâbü'd-Deavât bölümündeki 3507 numaralı rivayetten gelir. Tirmizî bu rivayetin sonuna kendi değerlendirmesini düşmüştür: hadisin garîb olduğunu, yalnızca Safvân b. Sâlih yoluyla bilindiğini ve "isimleri zikreden rivayetlerin hiçbirinin sahih bir isnadı olduğunu bilmediğini" kaydeder. Çağdaş tahkiklerde de rivayet zayıf (daîf) olarak değerlendirilmiştir.

Bunun pratik sonucu şudur: doksan dokuz sayısı ve bu isimlerle dua etmenin fazileti sağlam bir temele dayanır; hangi doksan dokuz ismin bu sayıya dahil olduğu ise kesin değildir. Nitekim İslâm âlimleri tarih boyunca farklı listeler oluşturmuşlardır ve bu listelerdeki isimlerin bir kısmı birbirinden ayrılır. Aşağıdaki liste, en yaygın kabul gören ve Türkiye'de de bilinen Tirmizî tertibidir.

"İhsâ" ne demektir?

Hadisteki ihsâ kelimesi çoğu zaman yalnızca "saymak" veya "ezberlemek" olarak anlaşılır. Klasik şerhlerde kelimenin bundan daha geniş bir anlam taşıdığı belirtilir: isimlerin anlamlarını kavramak, onlara inanmak ve gereğini hayata geçirmek. Buna göre örneğin er-Rahîm ismini ihsâ etmek, kelimeyi ezberlemekle değil, merhametli olmakla tamamlanır.

Not: Aşağıdaki anlamlar, isimlerin sözlük ve terim karşılıklarını özetleyen kısa açıklamalardır; her ismin klasik literatürdeki tam şerhi bundan daha geniştir.

99 isim listeleniyor.

1

اللَّهُ

Allah

Varlığı zorunlu olan ve bütün üstün sıfatları kendinde toplayan tek ilâhın özel adı

2

الرَّحْمَنُ

Er-Rahmân

Dünyada bütün yaratılmışlara ayırt etmeksizin merhamet eden

3

الرَّحِيمُ

Er-Rahîm

Âhirette müminlere özel olarak merhamet eden

4

الْمَلِكُ

El-Melik

Mülkün gerçek sahibi, mutlak hükümran

5

الْقُدُّوسُ

El-Kuddûs

Her türlü eksiklik ve kusurdan uzak, tertemiz olan

6

السَّلاَمُ

Es-Selâm

Esenlik veren, kullarını selâmete çıkaran

7

الْمُؤْمِنُ

El-Mü'min

Güven veren, verdiği sözü doğrulayan

8

الْمُهَيْمِنُ

El-Müheymin

Gözetip koruyan, her şeyi denetiminde tutan

9

الْعَزِيزُ

El-Azîz

Mutlak güç sahibi, asla yenilmeyen

10

الْجَبَّارُ

El-Cebbâr

İradesini her durumda yürüten; kırılanı onaran

11

الْمُتَكَبِّرُ

El-Mütekebbir

Büyüklükte eşi ve benzeri olmayan

12

الْخَالِقُ

El-Hâlık

Her şeyi yoktan var eden, yaratan

13

الْبَارِئُ

El-Bâri'

Örneksiz ve kusursuz biçimde var eden

14

الْمُصَوِّرُ

El-Musavvir

Yarattıklarına şekil ve suret veren

15

الْغَفَّارُ

El-Gaffâr

Günahları çokça örten ve bağışlayan

16

الْقَهَّارُ

El-Kahhâr

Her şeye mutlak surette galip gelen

17

الْوَهَّابُ

El-Vehhâb

Karşılık beklemeden bol bol veren

18

الرَّزَّاقُ

Er-Rezzâk

Bütün canlıların rızkını veren

19

الْفَتَّاحُ

El-Fettâh

Kapalı olanı açan, zorlukları gideren ve hükmeden

20

الْعَلِيمُ

El-Alîm

Her şeyi bütün ayrıntısıyla bilen

21

الْقَابِضُ

El-Kâbıd

Dilediğine darlık veren, tutan

22

الْبَاسِطُ

El-Bâsıt

Dilediğine genişlik veren, açan

23

الْخَافِضُ

El-Hâfıd

Dilediğini alçaltan

24

الرَّافِعُ

Er-Râfi'

Dilediğini yücelten

25

الْمُعِزُّ

El-Muizz

İzzet ve şeref veren

26

الْمُذِلُّ

El-Müzill

Zillete düşüren

27

السَّمِيعُ

Es-Semî'

Her şeyi işiten

28

الْبَصِيرُ

El-Basîr

Her şeyi gören

29

الْحَكَمُ

El-Hakem

Mutlak hüküm veren, son sözü söyleyen

30

الْعَدْلُ

El-Adl

Mutlak adaletli olan

31

اللَّطِيفُ

El-Latîf

Lütfu bol; en ince ve gizli işleri bilen

32

الْخَبِيرُ

El-Habîr

Her şeyden haberdar olan

33

الْحَلِيمُ

El-Halîm

Cezada acele etmeyen, yumuşak davranan

34

الْعَظِيمُ

El-Azîm

Azameti ve yüceliği sonsuz olan

35

الْغَفُورُ

El-Gafûr

Çok bağışlayan

36

الشَّكُورُ

Eş-Şekûr

Az iyiliğe çok karşılık veren

37

الْعَلِيُّ

El-Aliyy

Yüceler yücesi

38

الْكَبِيرُ

El-Kebîr

Büyüklüğünde sınır olmayan

39

الْحَفِيظُ

El-Hafîz

Koruyup gözeten, unutmayan

40

الْمُقِيتُ

El-Mukît

Bedenlerin ve ruhların gıdasını veren

41

الْحَسِيبُ

El-Hasîb

Hesaba çeken; kullarına yeten

42

الْجَلِيلُ

El-Celîl

Celâl ve azamet sahibi

43

الْكَرِيمُ

El-Kerîm

Cömertliği sonsuz olan

44

الرَّقِيبُ

Er-Rakîb

Her an gözetleyen

45

الْمُجِيبُ

El-Mucîb

Dualara karşılık veren

46

الْوَاسِعُ

El-Vâsi'

İlmi ve rahmeti her şeyi kuşatan

47

الْحَكِيمُ

El-Hakîm

Hüküm ve hikmet sahibi

48

الْوَدُودُ

El-Vedûd

Çok seven ve çok sevilen

49

الْمَجِيدُ

El-Mecîd

Şânı yüce, keremi bol

50

الْبَاعِثُ

El-Bâis

Ölüleri dirilten; peygamber gönderen

51

الشَّهِيدُ

Eş-Şehîd

Her şeye şahit olan

52

الْحَقُّ

El-Hakk

Varlığı gerçek olan, hakikatin kendisi

53

الْوَكِيلُ

El-Vekîl

Kendisine güvenilen, işleri üstlenen

54

الْقَوِيُّ

El-Kaviyy

Kudreti sonsuz olan

55

الْمَتِينُ

El-Metîn

Çok sağlam, sarsılmaz

56

الْوَلِيُّ

El-Veliyy

Müminlerin dostu ve yardımcısı

57

الْحَمِيدُ

El-Hamîd

Her türlü övgüye lâyık olan

58

الْمُحْصِي

El-Muhsî

Her şeyi tek tek bilen ve sayan

59

الْمُبْدِئُ

El-Mübdi'

Yaratmayı ilk defa başlatan

60

الْمُعِيدُ

El-Muîd

Öldükten sonra yeniden yaratan

61

الْمُحْيِي

El-Muhyî

Hayat veren, dirilten

62

الْمُمِيتُ

El-Mümît

Ölümü yaratan

63

الْحَىُّ

El-Hayy

Ezelî ve ebedî hayat sahibi, diri olan

64

الْقَيُّومُ

El-Kayyûm

Kendi kendine var olan, her şeyi ayakta tutan

65

الْوَاجِدُ

El-Vâcid

Dilediğini bulan; hiçbir şeye muhtaç olmayan

66

الْمَاجِدُ

El-Mâcid

Şânı ve keremi yüce olan

67

الْوَاحِدُ

El-Vâhid

Tek olan, eşi ve benzeri bulunmayan

68

الصَّمَدُ

Es-Samed

Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu

69

الْقَادِرُ

El-Kâdir

Gücü her şeye yeten

70

الْمُقْتَدِرُ

El-Muktedir

Kudretini dilediği gibi kullanan

71

الْمُقَدِّمُ

El-Mukaddim

Dilediğini öne alan

72

الْمُؤَخِّرُ

El-Muahhir

Dilediğini geriye bırakan

73

الأَوَّلُ

El-Evvel

Başlangıcı olmayan, ilk

74

الآخِرُ

El-Âhir

Sonu olmayan, son

75

الظَّاهِرُ

Ez-Zâhir

Varlığı delilleriyle apaçık olan

76

الْبَاطِنُ

El-Bâtın

Duyularla kavranamayan, gizli olan

77

الْوَالِي

El-Vâlî

Kâinatı yöneten ve tasarruf eden

78

الْمُتَعَالِي

El-Müteâlî

Yüceliği sınırsız olan

79

الْبَرُّ

El-Berr

İyiliği ve ihsânı bol olan

80

التَّوَّابُ

Et-Tevvâb

Tevbeleri çokça kabul eden

81

الْمُنْتَقِمُ

El-Müntakim

Suçluyu hak ettiği cezayla cezalandıran

82

الْعَفُوُّ

El-Afüvv

Çokça affeden, günahı silen

83

الرَّءُوفُ

Er-Raûf

Çok şefkatli olan

84

مَالِكُ الْمُلْكِ

Mâlikü'l-Mülk

Mülkün gerçek ve tek sahibi

85

ذُو الْجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ

Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm

Celâl ve ikram sahibi

86

الْمُقْسِطُ

El-Muksit

Adaletle hükmeden, denge kuran

87

الْجَامِعُ

El-Câmi'

Toplayan, bir araya getiren

88

الْغَنِيُّ

El-Ganiyy

Hiçbir şeye muhtaç olmayan, zengin

89

الْمُغْنِي

El-Muğnî

Dilediğini zengin kılan

90

الْمَانِعُ

El-Mâni'

Dilediğine engel olan

91

الضَّارُّ

Ed-Dârr

Zarara sebep olan şeyleri yaratan

92

النَّافِعُ

En-Nâfi'

Fayda veren şeyleri yaratan

93

النُّورُ

En-Nûr

Nûr olan; gökleri ve yeri aydınlatan

94

الْهَادِي

El-Hâdî

Hidayet veren, doğru yolu gösteren

95

الْبَدِيعُ

El-Bedî'

Örneksiz ve eşsiz yaratan

96

الْبَاقِي

El-Bâkî

Varlığının sonu olmayan

97

الْوَارِثُ

El-Vâris

Her şeyin gerçek sahibi olarak kalan

98

الرَّشِيدُ

Er-Reşîd

Doğru yolu gösteren, irşâd eden

99

الصَّبُورُ

Es-Sabûr

Çok sabırlı, cezada acele etmeyen

Kaynak
Sayının kaynağıSahîh-i Buhârî 2736 (Kitâbü'ş-Şürût); Sahîh-i Müslim 2677 — müttefekun aleyh
Listenin kaynağıCâmiu't-Tirmizî 3507 (Kitâbü'd-Deavât, In-book: Book 48, Hadis 138)
Listenin sıhhatiZayıf (daîf) — Tirmizî'nin kendi kaydı: "garîb"; Darüsselam tahkiki: daîf
RâviEbû Hüreyre (r.a.)
Kur'anA'râf 7:180; İsrâ 17:110; Tâhâ 20:8; Haşr 59:24 — Arapça metin quran.com, meal Diyanet İşleri
Arapça isimlerTirmizî 3507'nin sunnah.com üzerindeki metninden doğrudan alınmıştır
Bu sayfadaki Türkçe okunuş ve anlam karşılıkları editoryal olarak hazırlanmış olup ilmî incelemeden henüz geçmemiştir; Arapça metin ve kaynak künyeleri yukarıdaki referanslardan doğrulanmıştır.

İlgili Sayfalar

Dua & Zikir · İman Esasları · Terimler Sözlüğü